Hikaye okumak, gerçeğe tanık olmaktır.

Toprak Kız

Doğa düz siyah saçlı, zeytin gözlü, uzun yüzlü sevimli bir kız çocuğuydu. Bakışları büyümüş de küçülmüş cinstendi. Sabahları kahvaltısını yapar, dişlerini fırçalar okulun yolunu tutardı. Okulu yakın olduğu için yürüyerek giderdi. Yol boyunca bakkal Ali amcaya, manav Mehmet abiye, Simitçi Ayşe teyzeye günaydın der neşe içinde okula girerdi.

Öğleden sonraları eve döndüğünde masada öğlen yemeği onu beklerdi. Doğa ellerini yıkar yemek ayrımı yapmadan yemeklerini afiyetle yerdi. Ödevlerini bitirdikten sonra babasının bahçedeki büyük çınarın dallarının arasına yaptığı ağaç eve çıkar, orada oyunlar oynardı. Bir gün oyundan bıkmış etrafı amaçsızca karıştırırken eski kolilerin arkasına düşmüş ahşap küçük bir sandık dikkatini çekti. Yavaşça kolilerin arasından elini uzatıp sandığı, küçük ama güçlü parmaklarıyla kavrayıp kendine doğru çekti.  Doğa sandığın üzerindeki tozları yaş günü mumlarını üfler gibi bir seferde püskürtü ve Büyük bir merakla sandığı açtı. Sandığın içinde deri kaplı kalın bir defter buldu. Defterin üzerinde deriden kabartma bir kız resmi vardı. Doğa hayran hayran bu kabartma kızın saçlarına, yüzün e dokundu. Ne kadar güzel, kusursuz diye düşündü. Doğa defterin üzerindeki kilidi gittikçe artan bir merakla açtı ve ilk sayfaya bir çırpıda göz attı.

(daha fazla…)

Bencil Nergis’in Hikayesi

Fikret Doğan

Nergis, Kardelen’e verdiği sözü tutamamanın sancısını için için yaşıyordu.  Nergis, kimseye bir şey belli etmemek için etrafı kahkahalarla çınlatıyor, sahte gülücükler atıyordu. Kendini beğenmişliği galip gelmişti. Arkadaşını kandırdığını, sözünü tutmadığını unutmaya çalışıyordu…

Nergis, baharın gelmesi ile birlikte süslenip, güzelleşip ortaya çıkmış ve en güzel kokuları yaymış. Bütün orman, dağ, taş burcu burcu Nergis’in kokusuyla dolmuş. Etraftaki bütün arılar, uçuç böcekleri, kelebekler, bu kokunun sahibi Nergis’e hayranlıklarını sunmuşlar. Diğer çiçekler de O’na övgü dolu sözler söylemiş. Nergis bu övgülerden öyle mutlu olmuş öyle mutlu olmuş ki, kendini çiçeklerin kraliçesi olarak ilan etmiş. Ne olduysa da ondan sonra olmaya başlamış.

Alımlı ve hoş kokulu olan Nergis çiçeği kendini o kadar çok beğenmeye başlamış ki  artık kimseyi beğenmez olmuş. Kendisiyle konuşmaya gelen arkadaşı Uğur böceğine öyle bir bağırmış ki, zavallı uğur böceği korkudan küçük dilini yutacakmış neredeyse. Nergis’in bu kadar hırçın ver kaba olmasını anlayamamış. O’na, arkadaşların bir birlerine yüksek sesle, ya da bağırarak konuşmaması gerektiğini söylemeye çalışınca da Nergis çılgına dönmüş. Uçuç böceğini yanından kovmuş. Nergisin buram buram kokusu arıları, karıncaları da etkilemiş. Onlar da Nergisin yanına yaklaşmak istemişler ama Nergis onları da öyle haşlamış ki neye uğradıklarını şaşırmışlar.  Kırlardaki çiçekler ve böcekler Nergis’teki bu değişikliğin anlamını çözmeye çalışmışlar. Sonunda O’nun bencil, kendini beğenmiş olduğuna karar vermişler. O’nun yanına uğramama, konuşmama kararı almışlar.&nbs p; Nergis, onların gidişinden hiç de mutsuz olmamış. “zaten çirkin ve pis kokuyorlardı, bana yakışmıyorlardı” diye söylenip durmuş.
(daha fazla…)

Powered by Wordpress | Designed by Elegant Themes