
Bekir Yıldızİlkin kara bir yel esti günlerce. Hafifi önüne kattı, güçsüzü yere yıktı. Ardından ince, sonra kalın yolları sildi kar, bir bir. Karadağ’ın sivri doruğu düzleşince de, kurtlara yol göründü, Meçmenbahir köyüne doğru…
Bedrana dizlerini örten yorganı kaldırdı. Tandır ateşini eşeledi. Yorgundu ateş.
“Ben yatacağım,” dedi.
Naif başını kaldırdı. Bir süre baktı karısına. Konuştuğunda dudakları titredi nedense.
“Tandıra ataş bas,” dedi. “Bu gece, o mesele çözümlenecek.”
Bedrana korktu. Şekeri suya düşmüş gibi, aceleciliğe yöneldi.
“Viş,” dedi. “Ne meselesiymiş? He… gözünün yağına kurban olduğum, yine indirip kaldırma.”
Başı öne düştü Bedrana’nın. Yüzü sarardı. Korkudan yüreği pır pır etti.
(daha fazla…)