
kafamda bin bir düşünce, bin bir tilki, bin bir ölüm. uyuyamıyorum, bu kesin zaten, son günlerde bundan çok bahsettim. bu defa mevzu uyuyamamam değil de uyumaya çalıştığımda karşılaştığım enteresan bir durum. uyuyup uyumadığımı bilmiyorum, yaşadıklarım gerçek mi, zahir mi, onu da ama başıma gelenler bir hayli garip. aslında uyuyor olmam lazım, ama bu mendebur oda beni bırakmıyor. yatağa yattıktan kısa bir süre sonra, sanki hiç yatmamışım gibi, uyumamışım gibi, yine aynı odada kalıyorum sanki. gördüklerim yine aynı, artık temizlenmesi gereken yerdeki halı, kendi cinayetimin tarihine sabitleyip bıraktığım masa üstü takvimi, kapıya asılı çöp poşeti, monitörün yanındaki viski şişesi, artık görmek isteyip istemediğime karar veremediğim resimlik, yatağın altında aylardır bekleyen, bir tanesi kayıp mavi çorabım ve sinema dergileri. uyumadığımı bildiğim zamanlarda da uyuyor olabilirim, bunu bilememeye alışmak gerçekten zor, bilmek için ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum, ne zaman rüya görüyorum, ne zaman uyanığım, vaktimin çoğunda bunu ayırt etmeye çalışıyorum.
(daha fazla…)